Yazı Detayı
25 Nisan 2020 - Cumartesi 20:01
 
Koronavirüsle gelen fırsatçılık.!
İlyas YILDIZ
ardahanmedya@gmil.com
 
 

Koronavirüs salgını yalnız hasta etmiyor...

 

Alışkanlıklarımızda birtakım değişimlerde sebep oluyor..

 

Bugüne kadar pek alışık olmadığımız, en cahilimizin dahi  kabul edemeyeceği türden..

 

Yeni-yeni uygulamalar söz konusu..

 

En başta toplum olarak siyaseten insani olmayan, gayriahlaki bir çok uygulama ile karşı karşıya kalıyoruz.  

 

Boşuna dememişler 'balık baştan kokar' diye..

 

Durum bu olunca bunun etkileri sıradan insanlara da sirayet etmekte.

 

Dürüst, ahlaklı insanları ve meslek gruplarını  tenzih ederim ancak bu tür gayri insani davranışlar bu olayla birlikte neredeyse tüm meslek gruplarına sirayet etmeye başladı.

 

Örneğin son günlerde salgınla birlikte başlayan ambalajlama sistemi..

 

Bazı açık pazarlar hariç alışverişlerde seçme sansınız yok.

 

Hazır torbalanmış paketlerden kilogram'ı ve içeriği ne olursa olsun razı olmak zorundasınız.!

 

Çürük çarık ne varsa şansınıza, ayıklarsınız yarısı çöpe gider..

 

Bundan sonra biz istesek de istemesek de gerek ekonomik, gerek siyasal ve gerekse sosyal anlamda yaşam tarzımızı yakından etkileyecek bir çok olumlu olumsuz uygulama ile karşı karşıya kalacağız sanırım..

 

Kronavirüs fırsatçılığı.!

 

Bu, bu  işin ekonomik boyutu.  

 

Hatırlamakta yarar.!

 

Tabi siyaseten etki altında bırakıldığımız bir takım uygulamalarda söz konusu.

 

Kronavirüs salgınını ile karşılaştığımızın ilk haftasında iasrın liderimizden hiç ses çıkmadığına hep birlikte tanık olduk.

 

Sonra nasıl olduysa ulusa sesleniş programı ile hiç beklenmedik bir anda televizyonlarda boy gösterdi ve o konuşması içerisinde bir cümle vardı ki, gerçekten bizi şaşırttı.

 

Neydi o cumle bir hatırlayalım bakalım.!

 

Asrın liderimiz o şaşkınlık yaratan cümlesinde aynen şöyle diyordu; ''Bundan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.!''

 

Gerçektende Kronavirüs salgınının başladığı tarihten bugüne devleti temsilen gerçekleştirilen hiç bir şey eskisi gibi olmadı. 

 

Tamda ulusa seslenişte izah edildiği gibi... Çünkü eski alışkanlıklar kolay kaybolmuyor..

 

Yapılan bilimsel araştırmaya göre bir virüs'ün ağırlığı 0.85 attogram yada 0.85x (10 üzeri eksi 18) gr. yada yaklaşık olarak gramın trilyonda birinin milyonda biri olarak ölçülüyor.

 

Bir insanı hasta edecek 70 milyar virüs, yaklaşık 0. 0000005 gram olması yeterli.

 

Şu an tüm dünyadaki toplam vaka sayısı 2,5 milyon üzerinde olduğuna göre, dünyayı inim inim-inleten bu caninin toplam ağırlığı yaklaşık 1,25 grama denk geliyor.!

 

İnsanoğlu toplam 1,25 gram virüsle kıyasıya çarpışıyor.

 

İnsanlık yaptığı hatanın farkında mı bilemiyoruz ki, herhalde farkında olması gerekir çünkü tabiri caizse b... ile oynuyorken dünyayı yöneten liderlerin bunun farkında olmaması sizce de ilginç değil mi.!?

 

Tüm dünya yukarıda bahsi geçen 1,25 gram virüsle mücadelede can derdine düşmüşken ülkemizde asrın liderimiz bunu bile  fırsata çevirdi ve ilk icraat olarak Kanal İstanbul Projesi için ihale emrini verdii.!

 

Hal bu iken ondan feyz ve cesaret alan yandaşlar durur mu hiç?

 

Durmazlar tabii.!?

 

Belki bilirsiniz, ancak ben yinede izah etmeye çalışayım.

 

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü, 184 metreye ulaşan derinliğiyle Türkiye’nin en derin gölü olarak biliniyor.

 

Mars yüzeyinde bulunan toprak yapısıyla benzer özellikler barındıran Salda Gölü’nün hidromanyezit içeren bembeyaz kumsalları, benzersiz bir görsel şölen oluştur.

 

Yüksek alkalin içeren ve ekolojik dengesini halen koruyan Salda, suyu ile en temiz göllerin başında geliyor.

 

Endemik Salda yosun balığına da ev sahipliği yapan göl ve çevresi 110 kuş türünün de aynı zamanda yaşam alanı.

 

Bütün bu özellikleriyle dünyanın ender sulak alanlarından biri olan Salda Gölü ve çevresi, 1989 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştı ancak salgın krizini fırsata çevirmek isteyen iktidarın yandaşları az daha burayı cehenneme çevirecekti ki, yöre halkının titiz davranması  sonucu basında yer alan yoğun eleştiriler karşısında daha fazla direnemeden devam ettirdiği inşaat çalışmasına son vermek suretiyle oradan çekilmek zorunda kalmıştı.

 

Yukarıda anlatılan siyasi iktidar ve yandaşları için fırsatçılıkta ikinci raunt.

 

Üçüncüsünde özellikle İstanbul, Ankara vb büyükşehir belediyelerine karşı olan uygulamalarını size bir kez daha hatırlatmak isterim ki, önce belediyelerin çalışmalarını sekteye uğratmak için bir kılıf bulmaları gerekiyordu.

 

Öylede oldu.

 

Millet aklı ile dalga geçercesine ''Devlet içinde devlet olmaz.!!'' diye  hezeyanla halk üzerinde bir algı operasyonu oluşturmak suretiyle belediyelere gelen yardımları engellemeye yönelik bir bahane üretildi..

 

Bu algı operasyonu ile belki halkı kandıramadılar ancak her zaman olduğu gibi ezelinden beri yargıya verilen mesajla bunu başarabildiler ne yazık ki.

 

Ertesi gün belediyelerin bankalardaki hesapları bloke edildi ancak millet bu numarayıda yemedi.

 

An itibariyle belediyeler belki hesaplarına ulaşamıyorlar ancak bir şekilde gelen sosyal yardımlarla halka yararlı olmaya çalıştıkları gerçeğini kimse inkar edemez.

 

Buda yetmedi.

 

Mevcut iktidarın gözü öylesine dönmüş olacak ki, o sözü edilen devlet aklı adeta kilitlendi.

 

Hiç bir geliri olmayan ve fakir fukaranın karnını doyurduğu aş evlerinin de hesaplarını dondurup çalışamaz hale getirdiler.

 

Ve işte mevcut iktidarın son bir hamlesi daha: Ankara Büyükşehir Belediyesi internet sitesine İktidarın trolleri vasıtası ile bir siber saldırı gerçekleşti.

 

Amaç internet sitesi üzerinden bağışta bulunan yardımseverleri engellemek ve belediyeyi çalışamaz hale getirmek.

 

Hatırlayın, boşuna dememişlerdi İSTANBUL BİZİM SEVDAMIZ..

 

Rant kapıları kapanınca neye uğradıklarını şaşırdıklar...

 

Ee.. haklılar tabi, muhalif belediyelerin uygulamaları bunların kimyalarını bozdu.!

 

 

 
Etiketler: Koronavirüsle, gelen, fırsatçılık.!, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-45601042-03