Yazı Detayı
19 Ekim 2019 - Cumartesi 23:12
 
ERKEN SEÇİM DE KURTARMAZ !
Teslim Töre
ardahanmedya@gmil.com
 
 

Erdoğan, diktatörlüğünün doku ve dengelerinin iç ve dış bütün dinamiklerden, ekonomi-politiğin her alanından koptuğunu, bütün yeteneklerini kullanarak “doluya koyup almadığını, boşa koyup dolmadığını” görünce son çare olarak erken seçim yöntemine başvurdu. “Metal yorgunluğu” dedi, deve dişi gibi onlarca yılın belediye başkanlarını atıp yerine en beğendiklerini getirdi, AKP’nin il, ilçe yönetimlerini keyfine göre dizayn etti, seçim yasasını dilediği gibi, her türden hileye açık bir şekilde yeniden yazdı, Kürtlere savaş açtı, “bütün teröristleri etkisiz hale getirdim” dedi, Suriye’nin Cerablus, El Bab coğrafyasını işgal etti. Kürt coğrafyası olan fakat her ulustan insanların vatan edinip, yaşadığı Afrin’i imha edip, katliam yaparak ele geçirdi, Güney Kürdistan’ın bir kısmını Güney yönetimi ile anlaşarak istilaya başladı. AB’ye, ABD’ye “hey heyler” çekerek oylarını artırdı, global kapitalizmin taşıma harekatı ile yaratmış olduğu ekonomik olanakları kendisinin yaratmış olduğu olanaklarmış gibi “yerli ve milli” olanaklar olarak göstererek, ekonomi-politik sahtekarlık yaparak yandaşı güçlendirdi. “Rusya ile anlaştık, Suriye’nin geleceğine birlikte karar vereceğiz” dedi, buna dayanarak Rusya’nın desteği ve izniyle, dilediğim gibi dizayn edeceğim diyerek Afrin’i işgal etti.

 

Astana sürecine katılıp, Rusya ve İran’la anlaşarak Ortadoğu bölgesi üzerinde egemenlik kurmayı tasarladı ve bu tasarısını da yandaşa yutturdu. “Şimdiye kadar IMF bize borç veriyordu, bugün biz ona borç veriyoruz” diyerek övündü, yandaştan çılgınca alkışlar aldı. “Dünya beşten büyüktür” diyerek BMGK’yi azarladı, Arap Birliğine egemen bir kişilik gibi kendini lanse edip, sonra da ağır eleştiriler aldı. Saymakla bitmeyecek kadar gaflar, sahtekarlıklar, akıl, izan dışı yaklaşım ve yöntemlerin tümü boş, yalan, sahte, aldatmaca olduğu toplumun önemli bir kesimi tarafından görüldü. Bütün bunlardan: “Önüme kadın, çocuk, yaşlı ne gelirse gelsin gereken yapılacaktır” dediği acımasız Kürt katliamları yaptı. Şırnak’ta Sur’da, Yüksekova’da, Van’da Batman’da, Muş’ta, bütün Kürdistan’da önüne gelen her şeyi yaktı, yıktı, kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi katletti. K. Kürdistan’ı yakıp yıkmakla yüreği soğumadı, Kuzeylilerin kanını içmekle kanmadı, doymadı, Afrin’i de yakıp yıktı, Afrinlilerin de kanını içti. Evet, Kürtlerle ilgili olarak dediği her şeyi yaptı, her türden cinayeti işledi, ama Kürtleri asla yıldıramadı, yenilgiye uğratamadı, pes ettiremedi. Kürtler tarih boyuncaki direnişlerini Erdoğan yezidine karşı da gösterdiler, dimdik ayakta durdular ve durmaya devam ediyorlar.

 

Erdoğan kurnazlık yapmaktan, dini siyasete alet etmekten, kutsal değerleri dilediği gibi kullanmaktan, yalan söylemekten, dolandırıcılık yapmaktan, hile, hurda ve sahtekarlıktan başka hiçbir liderlik vasfı taşımıyor. Her şey bir yana: Bıkmadan usanmadan her fırsatta, yarattım dediği “yerli ve milli” ekonomi-politikaya, IMF’ye borç veriyoruz diye övündüğü olguya bakın; Dolar dört lirayı, Avro beş lirayı geçti. Bu nasıl bir “yerli ve milli” ekonomi-politika? Dünya’da böylesi bir “yerli ve milli” ekonomi-politika görülmüş, duyulmuş mudur? Bu kadar somut bir gerçekliği bile çeşitli sahtekarlık yöntemleri ile el aleme yutturmaya çalıştı, çalışıyor. Ama “yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış” derler ya, bu da öyle oldu. Bir zamanlar çıkıp, AB’ye böyle dedim, ABD’ye şunu söyledim, Rusya’ya bunu yaptım, Esat’a “Eset git” dedim diyerek dünyaya ferman okuyan bir lider görünümü veriyordu. Yandaş medya ve diğer çömezlerine göre Erdoğan’ın “git” dediği gidiyor, kal dediği kalıyordu. Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü ama ondan geriye, Çin’in “küçük imparatoru” gibi bir imparator kalmış ve dünyayı dizayn ediyordu. Ama artık bütün bunlar geride kaldı. “Şapka düştü, kel göründü” halk deyiminde olduğu gibi Erdoğan’ın bütün argümanları iflas etti.

 

Özellikle de ikinci soğuk savaşın başlatılması ile birlikte Erdoğan’ın göz boyadığı bütün boyası bitti. “Elma verdiğim oğlan” hikayesinde olduğu gibi ABD’yi Rusya’ya, Rusya’ yı ABD ve AB’ye değiş tokuş yaparak yaptığı manevraların tümü sona erdi, bütün manevra alanları kapandı. Artık ne Rusya’nın, ne ABD’nin, ne AB’nin yanında yüzü, ne de kimsenin ona güveni kaldı. Hiçbir komşu ülkenin ve “dost” ve “müttefik” dediği ülkelerin Erdoğan’a zerre kadar güveni kalmadı. Komşu, dost, müttefik dediği her ülkenin eline geçen fırsatını, hiç endişe etmeden, ona karşı kullandı. Stratejik müttefikim dediği ABD’nin İran’a ambargosunu deldi. Fakat Türkiye’nin çıkarı için değil. ABD ambargosunu “sıfırla oğlum” dediği oğlu, bazı bakanları ve onların çocukları, uçakla altın kaçıran kızı Sümeyye için deldi. AB’ye: Suriye göçmenlerini uçaklara doldurur, gemilere bindirir üstünüze gönderirim diyerek adeta haraca bağladı. Hem para, hem de siyasi imtiyaz ve değerlerinden taviz vermelerini sağladı. İç ve dış politikada eline kimin ne fırsatı geçtiyse onu hiç tereddütsüz ona karşı kullandı.

 

Manevra alanının olduğu her yerde bütün manevra yeteneklerini kullanarak değerlendirdi. Hiç kullanmadığı bir manevra alanı bırakmadı. Soğuk savaşın başlaması ile dış ilişkilerde o güne kadar kullanmakta olduğu manevra alanları sadece daralmadı, tümü ile tıkandı. Her gün büyük bir iştah ve zırıltı ile: Afin’den girip, Membiç’ten çıkıp, Irak sınırına kadar giderek bütün Kürtleri temizleyeceği stratejisini tekrarlayıp duruyordu. Artık öylesi zırıltıları yapamıyor. “Nasıl, ne zaman, kime devredileceğine ben karar veririm, Rusya değil” dediği Afrin’i bile elinde tutamayacağı net olarak ortaya çıktı. Üç yüz bin Suriyeli’yi yerleştireceğim, geriye kalan diğer Suriyelileri Membiç’ten Irak sınırına kadar açacağım alana yerleştireceğim diyerek başta Almanya olmak üzere AB’nin de yüreğine su serpiyordu. İran ve Rusya’nın: Afrin’i tekrardan Suriye’ye ver demesi, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un “böyle anlaşmıştık” diye de üstelemesi, Erdoğan’ın Afrin’den Membiç’e, Membiç’ten Irak sınırına kadar temizlik ve temizlediği yerlere Suriyeli göçmenleri yerleştirme stratejisinin sahte bir strateji ya da gönlünde yediği bir hayal pilavı olduğu ortaya çıktı.

 

Erdoğan Rusya ile: Şu Afrin’e girip, Kürtleri öldürüp, ezip, çıkacağım diye pazarlık yapıyor, girince de ben ne zaman istersem o zaman çıkarım diyor. Peki özellikle de soğuk savaş başladıktan sonra nasıl bir gelişmenin verileri ortaya çıkmaya başladı? Dünkü Erdoğan medyası ve diğer medyaya da yansıdığı kadarı ile ABD: Erdoğan S-400’leri alırsa “yaptırım” uygularım diyor. Erdoğan’ın geleceğine sadece bu pencereden bakacak olursak bile: Erdoğan S-400’leri alsa ne olur, vazgeçse ne olur? Alsa ABD ve AB’nin, NATO’nun uygulayacağı “yaptırımlara” maruz kalır. Diyelim direndi, her şeye rağmen aldı. Sonu Çipras’ın sonu gibi olur. Çipras da direndi, sonra ne oldu? Yunanistan insanı bankalardaki kendi paralarını bile çekemediler. Bu manzaraları hepimiz televizyonlarda gördük. Sonra ne oldu? Çipras “eller yukarı” yapmak zorunda kaldı. Kaldı çünkü Yunanistan global kapitalizmin sistemi içinde onun bir öğesiydi. Türkiye Yunanistan’dan çok daha fazla dozda global sistemin bir üyesidir. Aynı şeyi Türkiye’de daha rahat yapar. Piyasa sistemlerine girmek de, çıkmak da oyuncak değildir. Hele efelikle, kabadayılıkla asla çıkılamaz. Yunanistan örneğinde görüldüğü gibi bankalarınızı bile kilitlerler. Erdoğan ilişkilerini dibe vurdurursa Çipras kadar bile dayanamaz. Kabadayılık yelkenlerini daha kolay indirir.

 

Peki “yaptırımlara” dayanamaz, direnemez, S-400’leri almaktan vazgeçer, Putin’le bozuşursa ne olur? Putin’le hem bozuşur, hem de: “Afrin’i kime ne zaman vereceğimi ben bilirim” derse Erdoğan’ı nasıl bir gelecek bekliyor olabilir? Aslında sadece hava sahasını Erdoğan’ın uçaklarına kapatıp eski hailine getirmesi bile yeter. Hava sahası bir Rus uçağının düşmesi sonucu üç günlüğüne kapatıldığında Erdoğan’ın “Kuvayi Milliye ordusunu” Afrin Gerillalarının ne hale getirildiğini bütün dünya görmüştü. İkinci soğuk savaş sürecinin birincisinden daha etkili olacağını bir kenara bıraksak bile Erdoğan Türkiye’si sadece sıkışmış olduğu Rusya, İran, AB, ABD denkleminde bile yönetilebilecek, hem de Erdoğan’ın yönetebileceği bir ülke olma konumundan çıkmıştır. Kaldı ki; birinci soğuk savaş döneminde iki ayrı dünya sistemi ve iki ayrı kutup vardı. Bugün öyle değil. Tek bir dünya sistemi var ve sistemin bütün ekonomi-politik ipleri küresel sermayenin elinde. Putin öyle sanıyorum ki kendini Erdoğan’ın, Rusya’yı da Erdoğan Türkiye’sinin konumuna sokmadan ABD ile anlaşır. Ama Erdoğan kendine öyle bir şans da bırakmadı.

 

ABD artık Erdoğan’la anlaşmanın değil, Erdoğan’ı ne pahasına, hangi yöntemle olursa olsun gidermenin, götürmenin peşinde… Ama Putin’e karşı böyle bir fırsatı olmadığı için anlaşmak durumunda kalabilir. İki kutuplu, iki sistemli dünya konjonktüründe merhum Ecevit ve Menderes sıkışınca, birisi; duvarın öte tarafına geçerim, diğeri; kapının kolunu bükerim diyerek, taviz kopartmak için ABD‘ye gözdağı veriyorlardı. Erdoğan da onları taklit etmek istedi, ama kesinlikle zaman ve zemin o zemin ve zaman değil. O nedenle onları taklit etmekle çok yanıldı ve geri dönülmesi, içinden çıkılması çok zor bir burgaca girdi. Türkiye ekonomisi hızla çöküşe gidiyor, dış politika özetlemeye çalıştığım gibi çok kötü. Bu durumda Erdoğan’ı erken seçim de kurtaramaz.

 

Teslim TÖRE
19 Nisan 2018

 

 

 

 
Etiketler: ERKEN, SEÇİM, DE, KURTARMAZ, !,
Yorumlar
En Çok Okunanlar
Anketler
ARYA HABERİ NASIL BULDUNUZ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
0
0
0
0
0
0
2
Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
0
3
Trabzonspor
0
0
0
0
0
0
4
Sivasspor
0
0
0
0
0
0
5
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
6
Konyaspor
0
0
0
0
0
0
7
Kayserispor
0
0
0
0
0
0
8
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
9
İstanbul Başakşehir
0
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
0
11
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
0
12
Gazişehir Gaziantep FK
0
0
0
0
0
0
13
Galatasaray
0
0
0
0
0
0
14
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
15
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
0
16
Beşiktaş
0
0
0
0
0
0
17
Antalyaspor
0
0
0
0
0
0
18
Yukatel Denizlispor
0
0
0
0
0
0
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Sayfa Adı
Haber Yazılımı