Haber Detayı
05 Mayıs 2019 - Pazar 12:33
 
Onlar halklarının bağımsızlığı uğruna can veren özgürlük savaşçılarıydı
Deniz, İdama 20 dakika kalmışken yazdırttığı mektupta bir kelime düşüklüğü bile yoktu. ‘Kardeşime kitaplarımı verin o bilim adamı olsun’ diyor. ‘Baba beni anlamaya çalış’ diyor. Ellerini çözdüler imzaladı. 3 bardak çay arka arkaya içti. Diğer arkadaşlarıyla son arzusu olarak görüşmek istedi. Üçünü bir araya getirdiler. Sarıldılar konuştular. Kulaklarına bir şeyler söylediler. Ama biz duymadık. Bir korku yoktu. Ama Halit Çelenk(Avukatları) ağlıyordu. Sami Uğur 'Hadi Deniz çıkalım' dedi. Sanki bir yere davet ediyormuş gibi. Beyaz gömleği giydirdiler. Yaftayı boynuna taktılar..
Gündem Haberi


Deniz, İdama 20 dakika kalmışken yazdırttığı mektupta bir kelime düşüklüğü bile yoktu. ‘Kardeşime kitaplarımı verin o bilim adamı olsun’ diyor. ‘Baba beni anlamaya çalış’ diyor. Ellerini çözdüler imzaladı. 3 bardak çay arka arkaya içti. Diğer arkadaşlarıyla son arzusu olarak görüşmek istedi. Üçünü bir araya getirdiler. Sarıldılar konuştular. Kulaklarına bir şeyler söylediler. Ama biz duymadık. Bir korku yoktu. Ama Halit Çelenk(Avukatları) ağlıyordu. Sami Uğur 'Hadi Deniz çıkalım' dedi. Sanki bir yere davet ediyormuş gibi. Beyaz gömleği giydirdiler. Yaftayı boynuna taktılar..

 

01.25’te başladı 3 İdam 3 buçuk saat sürdü.

Bugün 6 Mayıs ve Darağacında Üç Fidan. 

Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN 

 

Deniz Gezmiş: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler.! 

 

Dünyada sol ve özgürlükçü hareketlerin hakim olduğu '68 dönemi Türkiye’de de geniş kitleleri etkisi altına aldı.

 

1965 seçimlerinde yüze 3 oy alarak 15 milletvekiliyle parlamentoya giren Türkiye İşçi Partisi (TİP), Meclis'e sosyalist milletvekillerini taşıyan ilk parti oldu.

 

Dönemin gençliği arasında heyecan yaratan TİP, 60’lı yılların başında Türkiye’deki sol hareketin önemli merkezlerinde biri oldu.

 


Bu dönemde, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydolan Deniz Gezmiş TİP’e, ODTÜ’de okuyan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ise, Fikir Kulüpleri Federasyonu’na (FKF) üye oldu.

 

Ancak, sol hareket içinde hızla politikleşen ve öğrenci lideri olarak sivrilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın tanınmasını sağlayan olay Amerika 6. Filosu’nun Türkiye’ye gelişini protesto etmek için düzenlenen eylemleri oldu.

 

68 yılının sonuna doğru Deniz Gezmiş ve arkadaşları TİP’ten koparak daha radikal bir hareket olan Devrimci Öğrenci Birliği’ni (DÖB) kurdular. Bu sırada FKF de Dev-Genç'e dönüştü.

 

1969 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin işgaline öncülük eden Gezmiş hakkında tutuklama kararı çıkartıldı, ancak Gezmiş yakalanmaktan kurtulmayı başararak Filistin'e gitti. Bu dönemde ileride Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun (THKO) kadrolarını oluşturacak gençler (Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Cihan Alptekin, Kadir Manga, Atilla Keskin, Mustafa Yalçıner...) Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) kamplarına giderek gerilla eğitimi aldı.

 

1970 yılında Türkiye'ye dönüşlerin ardından Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdular ve böylece silahlı mücadele dönemi başladı. 1971 yılında Ankara Emek'teki İş Bankası soygununda yer alan Gezmiş daha sonra Balgat'taki Tuslog tesislerinden 4 ABD'li askerin kaçırılmasında yer aldı. Bu askerler daha sonra serbest bırakıldı.

 

12 Mart 1971'de muhtıra ile gelen askeri darbe, öğrenci hareketini hedef tahtasına oturttu. THKO ve Mahir Çayan önderliğindeki THKP-C'nin pek çok üyesi tutuklandı veya öldürüldü. Deniz Gezmiş, Gemerek'te, Yusuf Aslan Şarkışla'da, Hüseyin İnan Kayseri'de yakalandı. Gezmiş, Aslan ve İnan, savcılığını Baki Tuğ'un üstlendiği, Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığındaki Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No'lu Askeri Mahkeme'de yargılanarak idama mahkûm edildi. Kimsenin canına kıymayan üç genç hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamnını, bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs ettikleri" iddiasıyla "TCK'nın 146/1 maddesi uyarınca" idam kararı verildi.

 

Bu dönemde onları kurtarmak için yapılan girişimlerin çoğu sonuçsuz kaldı, hapisten kaçmayı başaran Mahir Çayan önderliğindeki bir grup NATO'ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırarak Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın serbest kalması istemiyle eylem başlattılar, ancak Kızıldere'de kuşatıldıkları evde öldürüldüler.

 

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezaları TBMM'de 24 Nisan 1972'de yapılan oylamada 48’e karşılık 273 kabul oyuyla kesinleşti.

 

İdam kararları, TBMM Genel Kurulu'nda Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi grubunca, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'a karşılık olmak üzere "üç'e üç" diye tempo tutularak onaylandı. CHP kanadında ise İsmet İnönü ve Bülent Ecevit ile arkadaşları "siyasi suçlarda idam cezasına karşı çıkarak" ret oyu kullandılar.

 

Deniz Gezmis, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972'de, bugün müze olan Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak idam edildiler. İdam edildiklerinde Gezmiş ve Aslan 25, İnan ise 23 yaşındaydılar.

 

Deniz Gezmiş’in son sözleri "Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği" oldu.

 

Darağacına çıktıklarında idam sehpalarını kendileri ayaklarının altından iten Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 43 yıl önce bugün idam edilmeden önce, sevdiklerine son kez şöyle yazmışlardı;

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

 

Oğlun, ölüm karşsıında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

 

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

 

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

 

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

 

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

 

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş/Merkez Cezaevi

 

 

Sevgili Babacığım,

Bu mektubu aldığım zaman ben ebediye bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir  buçuk seneden beri, benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malum. Bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum.

 

Babacığım, bu olayda da annemin ve Yücel’in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Bunun için ne kadar metin olursan hem senin sağlığın için hem de onlar için o kadar iyi olur. Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlunun bir günde öldürülmesi, kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz benim ne için,  kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. Ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.

 

Babacığım, annemin ve Yücel’in, senin desteklerine muhtaç olduklarını yukarıda söylemiştim. Onları rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacağından zaten eminim. Babacığım, burada şunu ilave edeyim ki, Yücel’in hastalığından kendimi sorumlu hissediyorum. Yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da kuşkum yok. Ablamlar için söyleyeceğim: fazla üzülmesinden, olayın sarsıntıları geçtikten sonra normal hayatlarını devam ettirsinler. Mehtap’a ne diyeyim… Benim için her zaman bol, bol öpün.

 

Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. Her birisi oğlun sayılır. Dışarıda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını biliyorum.

 

Mektubum burada biterken sizi, anemi, Yücel’i, ablamı, Aziz Ağabeyi, Mehtap’ı hasretle kucaklarım babacığım… Sağlıcakla kalın.

T. Yusuf Aslan

 

 

Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma,

Söyleyecek fazla söz bulamıyorum.

 

Bir insanın sonunda karşılayacağı tabii sonuç bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı.

 

Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.

 

İleride durumunu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım.

 

Metin olunuz.

 

Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.

 

Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar sevgiler!…

 

Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil, Candan selamlar..

Hüseyin İnan

 

Deniz Gezmiş kimdir?

Deniz Gezmiş, Ankara’nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947’de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul’da bitirdi.

 

1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanışmıştı ve 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Üsküdar ilçesine üye oldu. 30 Ocak 1968’de Hukuk Fakültesi’nde Devrimci Hukukçular Örgütü’nü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti.

 

İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968’de Samsun’dan İstanbul’a Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi.

 

1969 Haziranı’nda Filistin’e giderek Eylül’e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969’da yakalandı ve Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971’de dört ABD’li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı.

 

9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de idam edildi

 

Hüseyin İnan kimdir?

Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

 

1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

 

14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak ABD’lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalı’nın kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

 

Yusuf Aslan kimdir?

Yusuf Aslan, 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

 

1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem,  ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

 

1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

 

1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

 

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Onlar, halklarının, bağımsızlığı, uğruna, can, veren, özgürlük, savaşçılarıydı,
Haber Videosu
En Çok Okunanlar
Anketler
ARYA HABERİ NASIL BULDUNUZ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
0
0
0
0
0
0
2
Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
0
3
Trabzonspor
0
0
0
0
0
0
4
Sivasspor
0
0
0
0
0
0
5
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
6
Konyaspor
0
0
0
0
0
0
7
Kayserispor
0
0
0
0
0
0
8
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
9
İstanbul Başakşehir
0
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
0
11
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
0
12
Gazişehir Gaziantep FK
0
0
0
0
0
0
13
Galatasaray
0
0
0
0
0
0
14
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
15
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
0
16
Beşiktaş
0
0
0
0
0
0
17
Antalyaspor
0
0
0
0
0
0
18
Yukatel Denizlispor
0
0
0
0
0
0
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Sayfa Adı
Haber Yazılımı