Haber Detayı
06 Mayıs 2020 - Çarşamba 11:59
 
Deniz, Yusuf, Aslan, aramızdan ayrılalı 48 yıl oldu.
Türkiye cumhuriyet tarihine, yargılanarak öldürülen “ilk Marksist-Leninistler” olarak tarihe geçen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin (6 Mayıs 1972) bugün onların 48. ölüm yıldönümleri…
Özel Haber Haberi
Deniz, Yusuf, Aslan, aramızdan ayrılalı 48 yıl oldu.

Türkiye cumhuriyet tarihine, yargılanarak öldürülen “ilk Marksist-Leninistler” olarak tarihe geçen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin (6 Mayıs 1972) bugün onların 48. ölüm yıldönümleri… Deniz Gezmis, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972’de, bugün müze olan Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde sabaha karşı asılarak idam edildiler. İdam edildiklerinde Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25, Hüseyin İnan ise 23 yaşındaydılar. Darağacında üç fidan'ın bugün aramızdan ayrılışlarının 48 yılı.

 

Deniz Gezmiş Yaşamı ve Mücadelesi

Deniz Gezmiş, Ankara'nın Ayaş ilçesi 27 Şubat 1947 doğumludur.Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Deniz gezmiş İlk ve orta öğrenimini çeşitli kentlerde tamamladı, liseyi İstanbul'da bitirdi.

 

1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanışmıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu.

 

30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik edenlerdendir.

 

İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.

 

1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.

 

1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı.

 

Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu (THKO) kurdu.

 

4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Deniz Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.

 

9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılan Deniz Gezmiş, 6 Mayıs 1972'de idam edildi. 

 

 

Deniz Gezmiş'in Babasına Mektubu

“Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.

Oğlun Deniz Gezmiş. Merkez Cezaevi.

 

 

Yusuf Aslan Yaşamı ve Mücadelesi

Yusuf Aslan, 1947 Yozgat doğumludur. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

 

1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

 

1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

 

1970 yılında kurulan THKO’ nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak dağındaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

 

Yusuf Aslanın babasına Mektubu

Sevgili babacığım, bu mektubu aldığın zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. bir-buçuk seneden beri benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malûm. bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum.

 

Babacığım bu olaydan da annemin ve yücel’in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. bunun için ne kadar metin olursan, hem senin sağlığın için hem de onlar için o kadar iyi olur. elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlun, bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. fakat siz benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.

 

Babacığım, annemin ve yücel’in senin desteklerine muhtaç olduklarını yukarıda söylemiştim. onları rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacağından zaten eminim. babacığım, burada şunu ilave edeyim ki, yücel’in hastalığından kendini sorumlu hissediyorum. yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da kuşkum yok. ablamlar için söyleyeceğim; fazla üzülmesinler, olayın sarsıntıları geçtikten sonra normal hayatlarını devam ettirsinler. mehtap’a ne diyeyim... benim için her zaman bol-bol öpün.

 

Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. her birisi oğlun sayılır. dışarıda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını unutmayacağını biliyorum.

 

Mektubum burada biterken sizi, annemi, yücel’i, ablamı, aziz abiyi, mehtap’ı hasretle kucaklarım babacığım... sağlıcakla kalın.

 

 

Hüseyin İnan Yaşamı ve Mücadelesi

Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

 

1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

 

14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak bir ABD’lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.  

 

Hüseyin İnan'ın Babasına mektubu

Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma, söyleyecek fazla söz bulamıyorum. 

 

Bir insanın sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı.

 

Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.

 

İleride durumumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım.

 

Metin olunuz.

 

Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.

 

Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar sevgiler!

 

Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil... Candan selamlar.

 

 

Kaç CHP'li Gezmiş'in idamına 'evet' dedi.

 

O günkü 450 üyeli meclis tutanaklarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylamaya 323 milletvekilinin katıldığı ve 273 'evet' e karşı 48 'hayır' oyu ile idam cezasının onaylandığı belirtiliyor. Ne var ki, oy kullananların veya oylamaya katılmayanların hangi partilerden olduğu bu tutanakta yazılı değil.

 

Bu tutanaktaki tüm isimleri TBMM arşivleri ile karşılaştıran Euronews Türkçe oylamada hangi partiden kimlerin ne yönde oy kullandığını tespit etti.

 

Ne var ki 1969-1973 yasama dönemi boyunca oldukça önemli sayıda milletvekilinin parti değiştirdiği veya bağımsız olduğu sonra yeniden partisine döndüğü veya başka partilere geçtiği görülüyor.

 

Pozisyon değiştirmiş olan milletvekillerin oylamanın yapıldığı gün hangi partide olduğu veya o gün bağımsız olup olmadığının tespitindeki zorluk nedeniyle oylamaya ilişkin isimlerin yeri belirlenirken bir dönem bağımsız olan veya çok sayıda parti değiştirmiş olan vekiller en uzun süre üye bulundukları ana partilere dağıtıldı.

 

Buna göre CHP'den 30 'evet', 47 'hayır', 2 'çekimser oy çıktığı ve 52 CHP'linin de oylamaya katılmadığı tespit edildi.

 

Siyasi liderler nasıl tutum almıştı?  

Süleyman Demirel, İsmet Sezgin, Alpaslan Türkeş, Hüseyin Balan, Yusuf Ulusoy gibi isimler idama 'Evet' oyu verirken, Necmettin Erbakan, Osman Bölükbaşı ve Seyfi Günbeştan gibi isimler oylamaya katılmadı.

 

21 Mart'ta partinin genel sekreterlik görevinden istifa etmiş olan CHP Zonguldak milletvekili ve 14 Mayıs'ta da İsmet İnönü'nün istifası ile parti başkanlığına geçecek olan Bülent Ecevit oylamadan önce 24 Nisan 1972'de meclis kürsüsünden şu konuşmayı yapıyor:

 

 

Ecevit: İleride bizleri üzecek durumlar ortaya çıkabilir

"Huzurunuzda bulunan konuda öncelikle hüküm vermekten kaçınmak gerekir. Çünkü, ölüm cezalarının uygulanıp uy­gulanmaması söz konusu olan kimseler, münferit olayların sorumluları, suçluları olarak görüle­mezler. Geride acı, üzücü bir devre bıraktık. Şimdi birkaç kişinin muhakemesi yapılmıyor, bir bakıma tümü ile o acı, o üzücü dönemin muhakemesi yapılıyor, muhasebesi yapılıyor. Bu muhasebe tümü ile ortaya çıkmadan, bir sonuca varmadan önce, münferit sorumlular hakkında kesin yargılara varmak, daha doğrusu Büyük Millet Meclisi olarak, varılmış yargıları kesin sonuçlara ulaştırmak, ileride biz­leri çok üzecek olan bazı durumlar ortaya çıkarabilir.

Nitekim zaman geçtikçe, konuya, soruna de­ğişik açılardan bakılmakta; yine konuya değişik açılardan da baktığı için veya arada geçen zaman zarfında yeni or­taya çıkan verilerin ışığında değişik değer­lendirmeler yapma olanağı bulunduğu için, ay­nı suçlardan dolayı bazı kimselere daha ha­fif, ölümden daha hafif cezalar verilmesi uy­gun görülmektedir."

 

 

İnönü: Siyasi suçlardan dolayı idam verilmesin

Meclis tutanaklarına göre CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün konuşması ise şöyle:

 

"Arkadaşlarım; biz suçların infazında, infaz kanunundaki eksiklikleri tamir ettirmeye çalışırken; suçluları ceza görmemeleri, affedilmele­ri fikrinde değildik ve yine öyle bir fikir taşımı­yoruz. (CHP sıralarından «Bravo» sesleri.) Bunlar, suçlarının karşılığı olan cezaları görmelidirler; bu cezaları göreceklerdir. (CHP, AP, DP sıralarından «Bravo» sesleri.) Bu cezalar hususunda özel bir kanaatimiz var. O da, «Siyasî suçlardan dolayı idam cezası yapılma­sın.» davasındayız.

 

Biz Anayasa Mahkemesine müracaat etmekle suçluların cezadan kurtulma­larını istemiyoruz, idama mukabil, müebbet ce­za görebilirler. Müebbet ceza, idamdan daha hafif bir ceza değildir."

 

 

CHP durumu değiştirebilir miydi?

CHP idamların esas ve usul yönünden iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu ve mahkeme, itirazı usul yönünden kabul etti ve kanun Meclis’e geri geldi. Orhan Çalışlar'a göre CHP’nin yeniden Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etmesi beklendi çünkü kanun esastan ele alınmamıştı. Çalışlar "Ne olduysa CHP bu kez itiraz etmedi. Etse birçok şey değişebilirdi." diyor.

 

Bu şartlarda tüm CHP'liler katılmış ve red oyu vermiş olsaydı da idamı durdurmak mümkün olmayacaktı ancak oylamanın CHP adına bu rakamlarla gerçekleşmiş olması bugün hala tartışma konusu olmaya devam ediyor..

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Deniz,, Yusuf,, Aslan,, aramızdan, ayrılalı, 48, yıl, oldu.,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-45601042-03