Biyografi
Bu biyografi 365 kez okundu
Derya Avşar (Yazar)
Şair-Edebiyatçı-Yazar
 
 
 
 

Derya Avşar, gücünü kitaplardan ve sanattan alan bir yazarımızdandır. 1978 Ardahan doğumlu olan Derya Avşar, kendi deyimiyle, ''Kitaplarım benim çocuklarıdır.'' der.

 

Doğuştan Kas hastası olan Derya Avşar yaklaşık olarak 15 yıldır tekerlekli sandalye ile arkadaşlık bağlarını güçlendirmiş bir şair ve edebiyatçıdır.

 

Birçok dergi ve gazete de makale ve şiirleri yayımlanmaktadır.

 

Avşar'ın Şiir ve Edebiyat dalında, ''İlk göz ağrım'' dediği kitabı, Sevdam Üşüyor (Şiir) / Düşten Öte (şiir) / Yalnızlığın Deryası (Şiir) / Kırlangıç / (Deneme) / Şehriban (Hikaye) / Hüznün Yüzü (Şiir) olmak üzere adını sır gibi sakladığı bir taneside yakın zamanda piyasaya sürülecek olan  toplam 7 kitabı mevcut.

 

KİTAPLARIN DİLİNDEN

SEVDAM ÜŞÜYOR

Bazen ummadınız anda bir umut belirir ya ufkumuzda, benimde şiirlerim ummadığım bir anda belirir. ve kelimeler toplanır yalnızlığımın etrafında; bazen en masum halleri ile birer çocukturlar,  bazen şiir öncesi yalnızlığımın kuytu bir köşesinde derin acılardır onlar.

 

Bazen güneş gibi ansızın doğar ve batardılar; kent sokaklarını ve sokak lambalarını sönük bırakacak kadar, karanlıktır bu acıdırlar.. Bazen terk eden bir sevgilinin kadehinde şarap sarhoşluğunda, özlemiyle içimi hararetlendiren yangınlardır.

 

Kimi zaman hasretle geçmek bilmeyen zamana kahrederler... Bazen türküdür dilimizde anlamlı derinliğiyle söylenen; bazen bir tutku... Hayatı içine gömebilen  şiirlerim bir hayat belirtisidir süsünü beli etmeden özüyle süzülen gelin gibidir. Akıcıdır dillerde... Bazen kurşun gibi namlulardan fırlar, kimi vuracağını iyi bilir... Şiirden uzak kaç kişi kendini kaybetmiştir, ya da kaç kişi şiirsiz hayatlara gömülebilmiştir bilemiyorum ama ben şiirlerdeyim ve şiirler her an bendedirler, benliğimdedir... Şiirleri çoğaltmak umuduyla bol şiirli günler dilerim...

 

DÜŞTEN ÖTE

Hayal ettiğimiz ve benliğimizde yaşattığımız sevdiğimizdir. Ve hayallerimizdeki sevgili alır bizi götürür gidebildiği her yere.. Adım-adım takiptedir bizi. Kanımıza karışan hissi duyguların esiri oluruz. Kimsenin bilmediği bir deryada kaybolmuşçasına yüzeriz düşler denizinin derinliklerine doğru.. Kollarına alır bizi... Onun varlığını hissetmek, yeryüzünde var olduğumuzun bir kanıtıdır adeta... Mutluluğun tanımı onunla beraberken zihinlerimizde ışıldar. Tüm ömrümüzü alabildiğince harcarız. Derin hayallerden uyanınca biter her şey. Uçan bir güvercin gibi, özgürce ufukta kaybolur.. Yine de,  sevgiliye kavuşuncaya dek düşlerden kurtulamayız... Ömrünü sevgiliyi beklemekle geçiren insanlara ve düşleri büyüten yüreklere ithaf olunur…

 

 

YALNIZLIĞIN DERYASI

Bazen insanların yoğunlaştığı koca bir Derya’da yapayalnız kalırız. Uçsuz bucaksız bir evrenin içinde terk edilmiş hissine ile kapılırız. Etrafımızdaki kalabalıklardan kaçar huzur ararız ancak insan kendisinden kaçamaz ki! Nerde olursak olalım her zaman yüreğimizin olmak istediği yerdeyizdir. Yalnızlığın verdiği o derin duygular bir yumağa dönüşür ve kaçınılmaz sonuçlar doğurur. Yalnızlık içimizde büyüyerek bizi ele alır. Bulunduğumuz yere sığmaz oluruz. Aslında yalnızlık bizi kendimize küstürür. Sonrada insanlara ve hayata karşı soğuruz. Bencil, soğuk, itici ve paylaşımı sevmeyen garip, ruh haline bürünürüz.   

 

Kendi bedenimizde ayrı bir kişilik oluşturup, onunla mutlu olmaya çalışırız. Kendimizi çevremizden ve toplumdan soyutladığımız an yalnızlığın esiri oluruz. Kimimiz kendimize kimimizde karşımızdakine olan güvensizliğin verdiği yalnızlığın kollarına atarız kendimizi. Oysa hayat paylaşıldıkça güzeldir.

 

Yalnız bir hayatı sırtlamak ne kadar anlamlı olur ki! Bu yüzden insan sevgisiz, çiçek susuz yaşayamaz. Her insan kendisine yakışanı yapar. Başkasının yaptıklarıyla bizlerin kendimize olan güvenimiz azalmamalı. Önemli olan bizlerin başkasına güvensizlik vermemesi değimlidir! Hiç kimse kimseyi kullanamaz kişi sadece kendini kandırır, kendini kullanır. Hayatımızdaki insanların verdiği hiçbir güvensizlik bizi yalnızlığa itip, hayatta küstürmemeli. Bizler var olduğunca paylaştıkça bir bütün hale geliriz… Hiç bir şey yalnızlığın getirdiği kayıp kadar büyük değildir.

 

Neyimiz varsa görmezden gelip gören körler haline geliyoruz. Kendi etrafımıza soğuk duvarlar örüyoruz, ne görünmek, nede görmek istiyoruz. Hayat çıkmaz bir sokak değil, yaşanması gereken bir topluluk bütünlüğüdür. Tek başına hiçbir şeyin anlamı yoktur. Her şey paylaşıldıkça güzeldir… Nice güzel paylaşımlar adına, yeniden kocaman bir merhaba diyorum…

 

KIRLANGIÇ

Bir Kırlangıç’ın

Ölümsüz Sevdasıyla

Çarpıyor Yüreğim...

 

Yalnızlık, hasret, huzur, acı, özlem, güven, aşk, mutluluk ve sevgi...

Bütün bunlar hayatımızı oluşturan en temel olgulardır. Bazen yaşanmışlıkların acısını hangi kelimeler bir araya getirip yazarsak yazalım, tam anlamıyla içinde bulunduğumuz zorluğun imkânsızlığını anlatmaya yetmez. Hayat rıhtımında ne kadar yaşanmış acı varsa sadece kıyısından dokunabiliriz. Kimin hangi duygu ile nasıl bir acının içinde gömülü olduğunu tam anlamıyla kimse bilemez. Ve ruhunun derinliklerinde nasıl bir his taşıdığını, o bıçak sırtı sızlayan acıyı anlamak mümkün olmaz.

 

Dökülen gözyaşlarını görebiliriz insanların, ama asla içindeki acıları tahmin edemeyiz. Yüzümüzdeki hüznü görenler, içimizdeki acıyı göremezler. Bazen de ruhumuzun derinliklerinde çoğalır mutsuzluk. Acının da, mutlulukların da sözlü anlatımını yaparken aslında yaşamak kadar zor değildir. Acıları mutlulukların üstüne giyinilen, ateşten bir gömlektir. Değişen her mevsim gibi, duygularımızda yer değiştirir. Bir mevsim acıyı giyiniriz, diğer mevsim mutluluğu. Acının mevsimi bitip, mutluluğun mevsimi başladığı halde, biz yine o acının üstümüzde kalması için ısrar ederiz. Çünkü mutlu olmaktan çok acı çekmeyi seviyoruz galiba.! Bütün saatlerimizi acı çekmeye kurmuşçasına mutluluğun kapısına kilit vuruyoruz.

 

Eğer kişi varsa, hayatta vardır. Hayat kişinin ta kendisidir hayat. Kişi yoksa kişinin bir hayatı da yoktur. Hayatı bir bütün olarak yaşamak için tüm renklerin ayrı bir renk olduğunu fark etmek gerekir aslında. Acılar hep vardır zaten, önemli olan acılarımızın yüzünü mutluluğa çevirebilmemizdir. Mutluluğun ellerinizi bırakmasına izin vermeyin. Acılarınızı nikâhınızdan düşürmediğiniz sürece mutlulukla evlilik yapamazsınız. Acılardan soyunup mutluluğu giyinmezseniz eğer, düş dünyanız yarım kalır, zamanın geç kalmışlığı ile hikâyeniz...

 

ŞEHRİBAN

Var olmak için, hiç olmak gerek, hiç olmadan var olamazsınız.!

Unutulmamalıdır ki, her bitiş bir başlangıçtır... Başlangıçların ve bitişlerin rezerve edildiği noktalara dikkat etmeli insan!  Kendi içsel yalnızlığına düşen, bir daha kaybolmaz...  Kendi arayışını bitirdiğinde tanrılaşır ve kaybolduğu yerden yine kendisini bulur insan!

 

Adaletin ve adil insanların olmadığı bir ülkede ölmekten başka ne gelir ki elden!  Adalet daima insanların gerisindedir. Hiç kimse adaleti önüne alıp yürümez. Ancak herkes adalet ister. Masum insanlar da adaletsizliğin kollarında kıvranır haksızca…

 

Kökleri sağlam olmayan kurtlu ağaç, çürümeye mahkûmdur. Yeşermek için kurtlarını dökmek gerekir. Biraz da kahve tadındadır hayat, şeker katarsanız tatlı, katmasanız tatsız ve acıdır… Cesaret, bedende değil beyindedir. Bacakları olmadığı halde tekerlekli sandalye üzerinde oklarıyla düşmana karşı savaşandır gerçek kahraman. Cesur dövüşçüler kaçmazlar, korkaklarsa arkadan kahpece vururlar.

 

Din ve İslam üzeri yapılan savaşlar en tehlikelisidir. Çünkü hem vuruluyorsunuz hem de kandırılıyorsunuz. Savaş çıkartmak en büyük dinsizliktir. İnsan katletmek en büyük günahtır. Din üzeri dinsizlik yapmak, en çirkin savaş örneğidir.  Din, Devlet, Tanrı. İşte insanı tutsak eden bu üç etkendir. İnsan nasıl özgür olsun ki.? Utmayın ki; Firavunlar da öldü! Ölümsüz olmak, vicdanlı olmaktır. 

 

Sevgi tertemizdir. Düşüncedir kirli olan...

 

Ve sanat…

 

Sanat; tüm evrenin ortak dilidir. Bilgi akımıdır... Ve ummana bir Derya'dır edebiyat.

 

Her gün sigara alıp da, Kitaba “pahalı” diyen insanların olduğu ülke nasıl gelişsin ki? Herkes cahilliğe soyunmuşsa, kimseye bilgi giydiremezsiniz?

 

Aynı düşüncede olmayıp ancak insanlarla seviyeli, saygı çerçevesinde tartışabilen herkes muhatap alınmalıdır. Eleştiridir bizi doğruya ulaştıran etken.

 

Tüm dünya insanlarıyla eşit şartlarda yaşadığımız gün mutlu olacağımız bir hayat sürdüreceğiz. Acıları mutluluğa gömeceğiz. Çocuklar ağlamayı unutup gülmeyi öğrenecek.

 

Zalimleri boş ver diyorum, boşluğa kendim düşüyorum. Direnmek devrimdir./Boş vermek acizlik.

 

Okuyan bir toplum olmayı başarırsak; kavgalar, savaşlar ve sorunlar biter. Sevgi, saygı, barış ve hoşgörü doğar... Doğan her yeni bir gün, yeni umutlar getirir; Bazen düşlediğiniz dünyaya ait insanlar çıkar karşınıza ve siz sadece o ana sığınırsınız.

 

Okunmamış/ yazılmamış kitaplarım, söylenmemiş/ bestelenmemiş türkülerim.

 

İmgeleri kırılmış dizelerim/ şiirlerim, birde henüz çizilmemiş siyah/ beyaz resimlerim var. Hüznümün içinde...

 

Sanat; A' dan Z' ye görüşü ne olursa olsun tüm insanları aynı çatı altında toplaya bilme gücüdür. Kişi ayrıştırmaz. Bölmez bölüştürmez. Evrenseldir...  Doğru söyleyen dokuz köyden kovulmuş… Sanatla doyan, doyuran, doğuran ve onuncu köye uğrayan herkese bin selam olsun... On yargılarınızı kırın, hoş görülü olun. Siz önyargılarınızı kıramazsanız, önyargılarınız sizi kırar. AH

 

 

 

Kaynak:
 
 
 
Etiketler: Derya, Avşar, (Yazar),
Haber Yazılımı UA-45601042-03